24 Mayıs 2012 Perşembe

Tüketim çılgınlığı

20 Şubat 2012, 20:17
Tüketim çılgınlığı
Engin GÜRŞEN
Son yıllarda hızla artan tüketim çılgınlığı, insanları giderek mutsuz,tatminsiz ve doyumsuz yapıyor.

Bunun en bariz örneklerini çocuklarda ve gençlerde görmek mümkün.

Bundan 15-20 sene önce çocukluk dönemlerinin en sevilen oyuncakları gazoz kapakları, misket, gazete kağıdından uçurtma, topaçtı.

Günümüzde çocukların son model cep telefonları, bilgisayar ve oyunları, oyun konsolları, uzaktan kumandalı araba ve robotları olsa da bunlar onları çok mutlu edemiyor.

Eskiden  sokak kültürü vardı, okul dışı zamanların çoğu sokakta geçerdi, eve akşam girerdik. Şimdilerde ise çocuklarımız dört duvar arasında, yeşile ve doğaya uzak, televizyon ve bilgisayar karşısında büyüyor. Enerjilerini yakamıyorlar ve çok yapay bir şekilde hayatlarını sürdürüyorlar.

Gelişim adına birçok şeyden uzak yetişen çocuklarda ileriki yıllarda ciddi kişilik problemleri de ortaya çıkıyor.

Ebeveynler ise çocuklarının bu eksikliği alışveriş merkezlerinde, sadece tüketerek ve çocuklarına birşeyler satın alarak gidermeye çalışıyor. Teknolojik bağımlılık yeni nesili adeta kemiriyor.

Tüketim çılgını olmadan da, hayatta bazı değerleri el üstünde tutarak, saygı,hoşgörü ve sevgiyi yaşatarak, bizi biz yapan örf ve adetlerimize sahip çıkarak insan gibi yaşamayı başarabilirmiyiz?

Köy orijinli bir toplum olmamız nedeniyle eskiden evlerimizde tarhana, reçel, bulgur, pekmez, salça, kuskus, erişte,konserve, yoğurt ve hatta sucuk bile yapılırdı. Bunların tadına doyum olmazdı.

Anneanneler, babaanneler kutsal saydıkları aile ocağının bireyleri için bunları sevgiyle ve itinayla yaparlardı. Birçok ürün organikti.

Hep bir yerde yenilir içilir, tek ocakta yemek kaynar, birkaç aile beraberce yaşardı. Ayrı ayrı odalar, ayrı dünyalar yoktu.

Temel masraflar, yeme içme, giyinme, yakacak ve barınma idi.

ADSL ve telefon ücreti, kablo tv, apartman aidatı yoktu. Faturalı ve kontörlü cep hattına yığınla para ödenmezdi.

Bulaşık makinesi deterjanına, parlatıcısına, tuzuna, deodorantına gerek duyulmazdı.

Çamaşır için, kül ve çivit işi bitirirdi.

Yumuşatıcı, beyazlatıcı, kabartıcı, dezenfekte edici gibi ekstra temizlik malzemelerini bilmezdik. Bunlar olmadan da yıkanan çamaşırları yıllarca kullanırdık.

Meyve sıkacağımız, saç düzleştiricimiz, kahve makinamız, mutfak robotumuz, blender setimiz, led ekranlı televizyonlarımız, tablet bilgisayarlarımız, akıllı telefonlarımız ve sayamadığım daha birçok teknolojik aletimiz de yoktu.

İnsanlar azla yetindikleri için daha çok mutluydular. Daha iyi birikim yapabiliyorlardı.

Kredi kartı, bireysel kredi, tüketici kredisi nedir bilmezdik. Kredi borcu nedir bilmezdik...

Anne ve babalarının sözlerinden, bakışlarından bile etkilenirdik, yapma denileni yapmazdık.

Şimdi bakıyorumda ne kadar gelişip değişmişiz. Bu hıza ayak uydurmak bile yoruyor bizleri.

Yenilik ve teknoloji güzel ve yararlı. Ancak yıktıklarımız ve yitirdiklerimiz yaptıklarımızdan daha fazla olmamalıydı...

Artık herşey şu cümlelerde gizli: "Yenisini al, yenisini bul, yenisini tüket"

Tükettikçe mutsuz oluyoruz, mutsuz oldukça da tüketiyoruz...


Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    HAVA DURUMU

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    ANKET Sonuçlar Tümü

    ?Küçükçekmece' de yaşamaktan memnun musunuz?

    NAMAZ VAKİTLERİ

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    SENDE YAZ

    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV