Mimari yapısı ve estetiği ile görenleri etkileyen ve dönemin teknolojisi ile bilimsel birikimi hakkında ipuçları veren Kırkçeşme Su Yolları geçmişten günümüze su taşımaya devam ediyor.
Kültür turizmi yapan firmaların da ilgisini çeken Kırkçeşme Su Yolları’na, yabancı turistlerin talepleri doğrultusunda İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) rehberliğinde geziler düzenleniyor.Son olarak Japonya İnşaat Mühendisleri Danışmanları Derneği’nden 6 kişilik bir heyet tarafından Kırkçeşme Su Yolları’na bir inceleme gezisi düzenlendi.
Kırkçeşme Su Yolları’na hayranlıklarını anlatan Japon Heyet, izlenimlerini Japonya’da aylık olarak yayımlanan “Civil Engineering Consultant” dergisinde okuyucularıyla paylaşacaklar.
Kırkçeşme Su Yolları’nda Alibeyköy Barajı üzerinde yer alan Mağlova Kemeri ile UzunKemer, KırıkKemer, GüzelKemer, ve Başhavuz gibi tarihi su eserleri yer alıyor.
Kırkçeşme Su Yolları hakkında
Kanuni Sultan Süleyman devrinde İstanbul'un nüfusu 175 bin civarındadır. İstanbul'un nüfusu arttıkça çeşme ve kuyuların suyu yetişmemeye başlamış ve su sıkıntısı ortaya çıkmıştır. Geç Roma devrinden kalan ve suyu Fatih tarafından onarılarak akmaya başlayan eski kırk çeşmenin suyu da azalmış, Fatih'ten sonra yapılan Fatih, Turunçlu, Beyazıt, Mahmutpaşa, Şadırvan ve Koca Mustafa paşa sularına ait çeşmelerde yetersiz kalmıştır.
Kanuni av maksadıyla Kağıthane civarında gezinirken eski bir suyolunu görerek İstanbul'a su getirmenin mümkün olup olmadığını araştırmaya başlamış ve bu iş için Mimar Sinan'ı görevlendirmiştir. Kırkçeşme tesislerinin yapımına 1554 yılında başlanmış ve 1563'ten önce bitirilmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu zamanında Kemerburgaz ve çevresindeki 10 köyün Rum halkı Kırkçeşme tesislerine nezaret etmekle görevlendirilmiş, buna karşılık tarım ürünleri vergisinden muaf tutulmuşlardır. Söz konusu su bentlerinin tarihi ve dinlence özellikleri dışında, bugün için hidrolojik açıdan büyük bir önemi kalmamıştır.
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir, teşekkür ederiz.
Bu habere yorum yapan ilk siz olun!