24 Mayıs 2012 Perşembe

"Yitirilenleri sorgulamak gerek"

Medyanın gelişmesi ve yaygınlaşması, dünyada da çok büyük değişimlere ve gelişimlere yol açması bilinen bir gerçek.

16 Nisan 2011 Cumartesi 11:17
Medyanın gelişmesi ve yaygınlaşması, dünyada da çok büyük değişimlere ve gelişimlere yol açması bilinen bir gerçek.Medyanın insanları etkileme gücü oldukça fazla.

Televizyon, tüm dünyada izlenen bir eğlence halini almışken, Türkiye’nin bu eğlenceden yoksun kalması da çok gecikmedi.1968 yılında ilk devlet kanalı olan TRT, televizyon yayıncılığına başladı. Ancak dönemin bürokratları, televizyonun karşısında durmuş; siyasi iktidar bu sanal eğlence dünyasına ilgisiz kalmıştı.

Türk halkının, resimli radyo diye tanımladığı televizyon, başarısını göstermiş kendisini bürokrasiye de kabul ettirmişti. Ve tüm Türkiye televizyonu izlemeye başlamıştı.Televizyon,teknolojik olarak gelişimini de sürdürüyordu.Çünkü televizyon yayıncılığının teknolojiye ayak uydurması ve daha fazla insanı ekran başına toplaması bir gereklilikti.

1984 yılında, TRT renkli yayına geçti. Artık, halk sinemaya gitmek yerine, evinde daha ucuz yollarla eğlenmeye başlamıştı.80'li yıllarda evlere giren televizyon sayısında artış yaşanmaya başlamıştı.

O dönemde dünyanın pek çok yerinde özel kanallar yayın yapmaktaydı. Türkiye de buna kayıtsız kalmadı.Star-1 Tv adı ile ilk özel kanal hayatımıza girdi.Daha sonraki yıllarda özel kanalların sayısı hızla artmaya başladı.

TRT’de olmayan, her şey özel kanallarda bolca vardı. Şarkıcılar, danslar, dansözler,yarışmalar vb. neredeyse her gün ekranları süslüyordu. Haber bültenleri,ilk başlarda, reklamsız, magazinsiz haberleri izleyicilere veriyordu.

Daha sonra reklam ve reytingin televizyon yayıncılığı için hayati bir önem taşıması televizyon yayıncılığının ciddiyetini yumuşatmaya başladı.Haber bültenleri de yavaş yavaş magazin öğeleri ile dolmaya başladı.

Özellikle son 10 yıldır yoğunlaştırılmış bir şekilde bol reklamlı, bol ideolojik, bol magazinli haberler verilmeye başlandı.Haber bültenleri artık gizli reklam cenneti haline gelmişti.

Görüntülerin altında yatan, gözümüze çarpmaz gibi görünen ancak bilinçaltımızda yer edinen reklamlar, haber bültenlerinin ve kanallarının vazgeçilmesi oldu.Daha çok reklam almak ve daha çok izlenmek için yapılmayanlar hızla yapılmaya başlandı.

Reklamların sayısı arttıkça televizyonların içeriği de paralel olarak renkleniyordu.Reklam verene markasını öne çıkartma olanağı verilirken medya sahibine de mali bir katkı sağlanıyordu.

İzleyicilerin ilgisini kullanarak büyük bir ticari başarı elde edilmeye başlanmıştı.İzleyiciler bir yandanhaber alma hakkını kullanıyordu,diğer yandan da yavaş yavaş bir tüketici haline geliyorlardı.

90'lı yıllardan sonra, basında magazinleşmeye daha sık rastlar olduk. Türkiye’yi içinde bulunduğu buhranlı durumdan ancak sihirli ve renkli bir dünya kurtarabilirdi. Bu dönemde medyada neler yapılmadı ki?

Şarkıcıların oynadığı arabesk film furyaları, çeşitli yarışma programları, pembe diziler vb. Her şey halkın, birtakım şeyleri bir nebze de olsa unutmasını sağlamak ve gerçek gündemi görmesini engellemek içindi. Haber bültenleri ise halkın unutması konusunda en büyük rollerden birini aldı.

İnsanlar televizyonların,gazetelerin onlara sundukları şeyler dışındakilerin çoğunu bilmiyorlardı.Medya ne verirse gerçek oydu.Medyanın sorgulanması yapılmıyordu.Günümüzde de durum çok farklı değil.

Gazete ve televizyondan daha etkili bir araç 90'lı yılların ortalarında hayatımıza girdi.2000'li yıllarda ise birçok kişinin kullandığı ve etkisinin çok büyük olduğu bir araçtı İnternet.

İnternet kavramı ile hayatımızda büyük değişiklikler oldu.Alışkanlıklarımızın birçoğundan vazgeçtik.İnternetsiz bir hayatı birçoğumuz düşünemiyor.İnternet çok zengin bir araç olmasına rağmen sadece birkaç uygulama ile başında saatler geçiriliyor.

Sosyal paylaşım siteleri ismiyle bizlere sunulan sitelere rağbet oldukça fazla.Bu siteler aslında bizleri uyuşturuyor.Asosyal bir yapıya bürünmemize neden oluyor.Araştırmamızı,sorgulamamızı,gerçekleri kendi süzgecimizden geçirmemizi engelliyor.

90'lı yıllardan sonra doğanlar tamamen İnternet kuşağı oldu.Onlar internet öncesi yaşamı bilmiyorlar.Onlar Facebook,Twitter,Msn,Chat,MySpace,Friendfeed ile dünyaya gözlerini açtı.

İnternet kullanımı hızla artıyor.Buna paralel kültürel yozlaşma da artıyor.Dilin özensiz kullanımı,kültürel değerlerin unutulmaya yüz tutması,eğitimin önemini yitirmesi,tüketim çılgınlığının tavan yapması,kolaycılık,yoğunlaştırılmış cinsellik,popüler kültür farklı bir insan kitlesi oluşturmayı başardı.Yozlaşma hız kazanarak devam ediyor.

Yaşanan bu değişimler  bizleri hem kısa vadade hem de uzun vadede olumsuz bir şekilde etkiliyor.

Yitirilenleri sorgulamak gerek...

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    HAVA DURUMU

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    ANKET Sonuçlar Tümü

    ?Küçükçekmece' de yaşamaktan memnun musunuz?

    NAMAZ VAKİTLERİ

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    KİM KİMDİR? Tümü

    SENDE YAZ

    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV