Ortadoğu'da son zamanlarda yaşanan halk hareketleri domino etkisi ile birlikte birçok ülkeye yayıldı ve diktatörlükler tek tek yıkılmaya başladı.Geniş halk kitleleri hala Ortadoğu ülkelerinde devam ediyor.
Herkesin aklına ilk olarak gelen şey bu ayaklanmalarda Batılı devletlerin rolü olup olmadığı.
Aslında cevap oldukça basit.Buna dünya siyaseti literatüründe yeni dünya düzeni adı veriliyor.Artık tek kutuplu dünyada ve ileriye dönük güç dengesine karşı kolay kolay yıkılamayacak sadık müttefikler ile ilişkiler geliştiriliyor.
Ham madde,yer altı kaynakları,zengin petrol yatakları birçok ülkenin iştahını kabartıyor.Çünkü Batılı ülkelerin çoğunun ekonomik kaynakları hızla tükeniyor.Bu yüzden de gelişmekte olan ülkeler ile yakın ilişkilerin kurulması kaçınılmaz oluyor.
İşte sistem kısıtlı seçenekleri olan soğuk savaş dönemi için anlaşmakla yetindiği diktatörleri kolayca güdebileceği birer demokrasi anıtı haline sokmak istiyor.Mısır da olduğu gibi baskı ile olur gerekse Libya da yaşandı üzere müdahale ile olur.
Bu tip olayların benzeri yakın geçmişte Irak'ta da yaşanmıştı.Aynı senaryolar yeniden tekrarlanıyor.Günümüzde sömürgeciliğin yeni bir dönüşümle geri döndüğüne şahit oluyoruz.
Fakat diktatörlüğün yıkıldığı ülkelerin anti-emperyalist fikirlere, kısacası Batı karşıtı ve açık kapı ekonomisine karşı liderler ortaya çıkarmasından Batılı ülkeler son derece tedirgin.
Halk hareketlerinin yaşandığı ülkelerin sistem ile barışık ve dost bir ülkeyi model almaları gerekiyor. Daha net söylemek gerekirse militarist gelişme eğilimi gösteren İslam ülkelerine karşı bir model ülke Batı'nın çıkarlarını korumakla görevlendirilmek isteniyor.
Bu sayede demokrasinin özgürlük bayrağı altında yabancı sermayesine açık, Sisteme kazanılmış bir model oluşturulabilsin ve Batı'ya sadık yönetimler tarafından bu ülkeler ithalat cenneti ve ekonomik bir pazar olabilsinler.
Bu habere yorum yapan ilk siz olun!