Bakkal denilince akla ilk gelen mahallelerimizin yaşlı amcası oluyor.Mahallemizin bekçisiydi
bakkallar.Mahallede herkez tarafından güven duyulan evimizin, arabamızın anahtarını güvenerek bırakabildigimiz kişiler olurdu.Mahallede herkesi tanıyan mahallede adres sorulmak istendiginde ilk başvurulan kişi "bakkal amca" oluyordu çoğu zaman...
Tabiki bunların yanında başımız sıkışık oldugunda kredi kartı sormadan, çek-senet istemeden bize borç vererek yardımını esirgemeyen sıcak kanlı insanlardı onlar...Paramız olmasa bile alışverişimizi rahatça yapabiliyorduk.Sepetimize kadar servis yapan,ihtiyaçlarımızın birçoğunu gücü yettiğince karşılamaya çalışan bu meslek çalışanları şimdilerde süpermarketlere ,hipermarketlere yenilseler de her zaman hatırlanacaklar...
Genelde bakkallar daha önce yaptıkları işten emekli olmuş ve kendini hizmet sektörüne
sunmuş kişilerdir.Önceki ticaret yaşamındaki tecrübeleri; işletmelerinin duvarına... ''Lütfen veresiye teklif etmeyiniz ''cümlesini yazdırmıştır.Bu cümleyi birçok bakkalda görebilirdiniz o dönemlerde...Sabit ve güvenilir müşterilerine karşı ise durum farklıydı.
Her bakkalın sabit müşterilerinin elinde küçük bakkal defterlerinde bulunurdu.İşletme sahibi ve müşteri tarafından karşılıklı denetim usulüyle tutulan bu gayri resmi defterlerin hesap kapatım tarihi müşterinin maaş aldığı günden iki -üç gün sonrasına tekamül ederdi.
Hesabın kapatılmaması durumunda işletme sahibi birkaç kez ikaz eder ve müşteriye veresiye vermeyi keserdi.
Aynı zamanda duygusal bir meslekti...
Mahallenin bakkalı önünden geçemezdik elimizdeki büyük marketlerin poşetleriyle...Utanırdık çünkü... Ama napalım marketlerde ürünler bakkallardan daha ucuzdu.Bakkalla göz göze gelmemek için yolumuzu değiştirdiğimiz zamanlar da olmuştu elbet...Bu garip bir durumdur ve sanırız sadece bizlere özgü...
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir, teşekkür ederiz.
Bu habere yorum yapan ilk siz olun!