Televizyonların,bilgisayarların henüz geniş kitlelerin eğlence aracı olmadığı zamanlarda, evlerdeki sabit radyolar dışında parklarda haber dinleyen yaşlı insanların, sahilde kendilerine fm kanalından bir müzik ziyafeti çekenlerin hafta sonlarında bir elde spor toto kağıdı ile gol haberlerine kilitlenen insanların elde taşıyıp dinledikten sonra ceplerine sığdırabildikleri araçtı el radyosu...
Avuçiçinden biraz daha büyük ve arkalarında mutlaka yassı bir pili olan, band aralığı dar ve parazitli, derinden gelen bir sese sahip, yanlarında uzayabilen antenleri olan radyolar, özellikle erkekler arasında popülerdi.
Pazar günleri TRT'nin canlı yayınladığı lig maçları, kulaklara sıkıca yapıştırılan bu el radyolarından heyecanla takip edilirdi.
Radyosu olmayan otomobillerde ve diğer araçlarda da torpidonun üzerindeki yerlerini alırlar ve yol boyunca açık olurlardı.
Paraziti en aza indirmek için, dinleyenler sık sık yönlerini değiştirmek zorunda kalırlardı.
Şimdilerde cebe rahatlıkla sığan mp3 çalarlar,cep telefonları sayesinde sevdiğimiz şarkıları her an yanımızda taşıyabiliyoruz.
Bu habere yorum yapan ilk siz olun!