Prof. Dr. Cengiz Çakmak, Cennet Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen “Ekoloji ve Çevre Etiği: Ejderhaları Öldürmek” adlı söyleşide farklı kültürlerde yer alan ejderha figürü hakkındaki düşüncelerini genç dinleyicileriyle paylaştı.
Ejderha figürünün batı ve doğu düşüncesinde farklı biçimlerde konumlandırıldığını ifade eden Çakmak, “Doğu düşünüşü için ejderha soylu bir varlıktır. Kimi zaman kralların tahtlarının dayanağı, kimi zaman kötü güçlerin kovucusudur.
Batının ejderhası ise yeraltının kükürtlü dumanlarının karanlığında yaşayan kötü bir varlıktır. Kahramanların kaderi ejderhayı öldürmeleri ile nihayete erişir. Günümüz modern batı düşüncesinin çevreye ve doğaya yaklaşımı, ejderhayı öldürerek iktidarı elde etmeye çalışan kahramana benzer” diye konuştu.
İnsan doğada sorumluluk sahibidir
Farklı dinlerdeki ejderha anlayışına değinen Çakmak, “Tevrat’a baktığımızda orada da bir takım iğrenç varlıklardan bahsedildiğini görüyoruz. Ancak Tanrının yarattığı bir dünyada varlığa iğrenç olarak nasıl bakabiliriz. Ejderha değerli bir şeyi koruyan anlamına gelir.
Doğanın sırlarını ele geçirmek fikriyle Hıristiyanlar, ejderhanın öldürülmesi gerektiğini düşünüyorlar. Bu noktada ana düşünce doğayı zapt etme isteğidir. İslam inancında ise doğa kutsal değildir ancak Tanrının yarattığı bir varlık olduğu için değerlidir. İnsan doğada sorumluluk sahibidir. Yani babasının malı doğayı kullanamaz” dedi.
Aydınlanma doğayı kirletti
Aydınlanma düşüncesinde insan hayatın merkezine konmasının yanlışlığına dikkat çeken Çakmak, dünyadaki kirlilikten yakınan insanların aynı zamanda teknoloji yüceltmelerini ikiyüzlülük olarak nitelendirdi.
Çakmak, “Bazı bilim adamları bugünkü çevre sorunlarına, aydınlanma dönemindeki ortaya çıkan doğaya hakim olma anlayışının neden olduğunu belirtiyor. Daha çok bilimle mesele çözülemez. İnsanın manevi yönünü yok saymamalıyız” diyerek sözlerini noktaladı.
Bu habere yorum yapan ilk siz olun!