23 Mayıs 2012 Çarşamba

Küçük prens

09 Şubat 2012, 20:55
Küçük prens
Okuduğu bir hikaye kitabında avını  yutan bir boa yılanının resmedilişinden etkilenen altı yaşındaki bir çocuğun resim çizme macerasıyla başlar Küçük Prens. 

Bir fili yutan boa yılanının resmini çizerek bunu çevresindeki büyüklere gösterir. Fakat onlar yılana değil şapkaya benzetirler çizdiği resmi. Ayrıca büyükler her zaman yaptıkları gibi öğütte de bulunurlar kendisine. Boa yılanını çizmeyi bırakıp coğrafyaya, tarihe, aritmetiğe, dil bilgisine önem vermesini söylerler. Böylece daha altı yaşındayken resim çizme şansını geri çevirmiş olur.  Yıllar geçer, altı yaşındaki çocuk büyür ve pilot olur. Bir gün uçak kazası neticesinde Sahra Çölü’ne düşer Bu olaydan sonra pilotla Küçük Prens’in macerası başlar.

Önce bir sesle uyanır pilot. ‘’Bana bir koyun çizer misin lütfen?’’ der bu ses. Pilot gözlerini açtığında küçük bir adamla karşılaşır. Küçük adam durmadan aynı ricasını tekrarlar: ‘’Bana bir koyun çizer misin?’’ iyi de altı yaşındayken çizdiği boa yılanından beri hiç resim yapmamıştı. Küçük Prens’in ısrarına dayanamayıp bir koyun çizer ona. Fakat bu koyunu beğenmez Küçük Prens. Çünkü zayıf ve hasta bir koyundur bu. Bir koyun daha çizer bunun üzerine. Bu sefer de boynuzları vardır. Küçük Prens gülerek bunun koç olduğunu söyler. Üçüncü denemesindeki koyunun da yaşlı olması sebebiyle beğenmememsi üzerine, pilot bir kutu resmi çizer. Üzerine de delikler yapar. Koyunun bu kutu içerisinde olduğunu söyler. Küçük Prens bunu çok beğenir. Pilotla Küçük Prens’in tanışması bu şekilde olur.

Kitabın ilerleyen bölümlerinde Küçük Prens’i daha yakından tanırız. Asteroid B612 adlı bir gezegenden gelmiştir Küçük Prens. Burada düzenli bir yaşamı vardır ve mutludur. Fakat diğer gezegenleri merak eder ve görmek için bir süreliğine yaşadığı yerden uzaklaşır. Uğradığı ilk gezegende tahtına kurulmuş, gururlu ve tüm insanların kendi boyunduruğu altında yaşadığını düşünen bir kralla tanışır. Kral bu gezegende tek başına yaşar oysaki. İkinci gezegende ise kendini beğenmiş bir adam vardır. Kendisine yapılan övgüden başka bir şey duymayan, gösteriş meraklısı bir adamdır. Bir sonra ki gezegen de ise bir ayyaşla karşılaşır. Bu adamın hikayesi çok hüzünlendirir Küçük Prens’i. Uğradığı dördüncü gezegen ise bir iş adamınındır. İşine o kadar kaptırmıştır ki kendisini, Küçük Prens geldiğinde başını bile kaldırıp bakmaz. En son uğradığı gezegen ise Dünya olur ve burada da bir kaza sonucu Sahra Çölü’ne düşmüş pilotla tanışır.

Dünya edebiyatında başyapıtlar arasında sayılan Küçük Prens kitabının yazarı Saint Exupery’dir. Hikayedeki pilot yazarın kendisidir. Küçük Prens de yazarın içindeki çocuktur. Yazarın felsefesinde ‘’çocukluğunu yeniden bulma’’ düşüncesi vardır. Bu bağlam üzerinden kurmuştur kitabının kurgusunu. Daha küçük yaşta büyüklerin doğruları çizgisinde törpülenen çocuk yanımız, yeteneklerimiz, ilgi alanlarımız olmuştur. Nitekim bu kitapta da yazar henüz altı yaşındayken resim çizme hevesi tabiri caizse kursağında bırakılmıştır. Ancak kendi içine yaptığı yolculukla bu yönünü çok sonraları tekrar gün yüzüne çıkarmıştır. Kitabındaki resimleri de bizzat yazarın kendisi çizmiştir. 

Kitapta büyüklere ve onların bakış açılarına, kendilerini sıkıştırdıkları çerçevelere de bir eleştiri vardır aynı zamanda. Küçük Prens’in gezdiği gezegenler, orada yaşayan insanlar reel hayatta da karşılaştığımız insan tipidir. Kendini dünyanın merkezinde sayanlar; kibirden, gururdan yanlarına yaklaşılamayan tipler; dış görünüşe, şöhrete değer verenler ve övülmeyi sevenler; kurtuluşu, unutmayı başka şeylerde arayan insanlar hep yaşamda karşılaştığımız tipler değil mi? yazar bu insanlara bir çocuk gözüyle bakmış ve ince bir eleştiri getirmiştir. Gençliğinden beri kendisini ‘’Çocukluğundan sürgün edilmiş’’ olarak tanımlayan Exupery bu insanların da bulundukları durumu çocukluklarına sürgün edilmelerine bağlar bir anlamda. 

Yaşamı boyunca yetişkinlerde bulamadığı düşünce tazeliğini, ruh inceliğini, düş kurabilme yetisini, sevgi, dostluk ve mutluluk duygularını çocuklarda bulabileceğine inanmıştır Exupery. Çocukluğunu yitirmemiş büyükler de bu hasletleri kendilerinde daima yaşatırlar. Reel hayattaki pek çok sorunun sebebi içimizdeki çocuğu unutmamız, ona yabancılaşmamız ve beslemeyişimizden kaynaklanır belki de. Kim bilir…

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    HAVA DURUMU

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    ANKET Sonuçlar Tümü

    ?Küçükçekmece' de yaşamaktan memnun musunuz?

    NAMAZ VAKİTLERİ

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    SENDE YAZ

    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV