"Van’daki 7,2’lik deprem sonrasında medyada canlı yayında yapılan “nefret söylemi” ve bu kapsamda değerlendirilen yorumlar neredeyse acımızı ikiye katladı"
"İlk belirlemelere göre 250’den fazla ölü ve binin üzerinde yaralı olduğu tahmin edilen depremin bilançosunun önümüzdeki günlerde daha da artması bekleniyor.
Bin civarında binanın tamamen yıkıldığı açıklamasının ardından yapılan kurtarma çalışmaları ile ölü sayısının artacağı tahmin edilmekte. Kış soğuklarının geldiği şu günlerde Van’daki yurttaşlarımıza destek için başta Kızılay olmak üzere pek çok kurum harekete geçmiş durumda.
Medyada yardım çağrıları yapılırken, bir yandan da deprem haberlerini yanlı yorumlar eşliğinde veren ve "nefret söylemi"nde bulunan bazı program sunucuları adeta felaketi katmerlemiş durumdalar.
Evleri yıkılmış, çadırlarda yaşamak durumunda kalan 500 bin insanımız için topyekûn yargısız infazda bulunmak, zor anlarda husumeti unutup yardım elini uzatma kültüründen bihaber olmak ve ekranları başındaki binlerce kişinin evine “nefret söylemini” sokmak etik sorumluluklarının bilincinde bir yayıncılık ilkesi ile bağdaşmamaktadır.
Zor günlerin dayanışmayı, barışı, kardeşliği pekiştirmek için fırsat olduğunu görmek ve bu fırsatları Türkiye’nin geleceği için olumluya dönüştürmek için hep birlikte sağduyulu hareket etmek durumundayız.
Burada kitlesel etkisinden dolayı medyaya ve program yapımcılarına, köşe yazarlarına, editörlere çok büyük sorumluluk düşmektedir.
Basına sansür hiçbir zaman kabul edilebilecek bir mekanizma değildir ancak halkı düşmanlığa sevk eden, ırkçı ve belli bir kesimi hedef gösteren söylemler hukukun denetimine girmek durumundadır. Ancak hukuk olay gerçekleştikten sonra devreye giren bir mekanizmadır.
Bu durumda en başta meslek etik ilkelerine yüzde yüz bağlılık ekseninde tüm medya kuruluşlarının üyesi olduğu bir üst kurumun gerekliliği, gerek birkaç hafta önce bir gazetenin manşetten verdiği cinayet olay mahallinin fotoğrafı, gerekse Van depreminin ardındaki söylemler, bir kez daha ispatlanmıştır.
Düşünce özgürlüğü ile sözel şiddet arasındaki sınırı yılların deneyimli program sunucuları, genel yayın yönetmenleri ve editörler doğru saptayamazsa, şimdi üniversitelerde geleceğin medyacıları olmak için bekleyen binlerce genç kimi kendisine örnek alacak?
Hepimizin bir zamanlar mesleki idolleri, kendimize örnek aldığımız büyüklerimiz yok muydu? O zaman her şey bir yana, geleceğimize iyi örnekler sunabilmek adına medyanın ileri gelenlerini sağduyulu olmaya davet ediyoruz.
Van Depremi'nde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar, acılı ailelerine sabırlar diliyoruz."
Bu habere yorum yapan ilk siz olun!