2011-2012 eğitim-öğretim yılının ilk dönemi, 20 Ocak Cuma günü sona eriyor.
Milyonlarca öğrenci iki hafta boyunca tatil yapacak. Kimi karneler gurur, sevinç ve heyecan yaşatırken kimileri öfke, üzüntü ve hayal kırıklığına neden olabiliyor.
Çocuklarının başarısızlıkları karşısında sert tepki gösteren ve cezalandırma yolunu seçen aileler uzun yıllar onarılamayacak hasarlara yol açabiliyor.
Kimi aileler çocuklarına destek olurken kimi aileler çocuklarında onarılmayacak hasara yol açan tepkiler verebiliyor.
Eyüboğlu Eğitim Kurumları Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi’nden Psikolojik Danışman Banu Gümüş ailelere konu ile ilgili önerilerde bulundu.
Karne sizin değil, çocuğunuzun karnesi
Velilerin karne döneminde göz ardı etmemeleri gereken en önemli nokta karnenin anne babanın değil, çocuğun karnesi olduğudur. Bunu asla unutmamak gerekir. Karneler genel olarak çocuğun akademik performansını değerlendirir, kişiliğini değil.
Akademik başarı da, birçok etkene bağlı olarak değişebilmektedir. Bunlar arasında çocuğun içinde bulunduğu gelişim dönemi, öğrenme becerisi ve hızı, okul ve öğretmenlerin bilgi ve tutumları, anne babanın beklenti ve tutumları sayılabilir.
Dolayısıyla çocuğun karnesinde beklentilerin altında bir durum varsa, bunun farklılaşacağı, gelişebileceği bilinmelidir. Bu süreçte ailenin bir bütün olduğu ve çocukların böyle zamanlarda ebeveynlerinin desteğine ihtiyaç duydukları unutulmamalıdır.
Bazen veliler çocuklarının karnesi ile kendi statülerinin değerlendirildiği gibi yanlış bir düşünceye kapılmaktadır. Böyle düşünen velilerin karne dönemlerinde çocuklarına verdikleri tepkiler de abartılı olabilir.
Ayrıca karnesinde zayıf notu olan bir öğrenci ile ilgili olarak üzerinde durulması gereken konu kişiliği olmamalıdır. O dersten başarısız olmasına neden olan akademik, sosyal ve duygusal nedenler araştırılmalıdır. Zayıfsız bir karneyle gurur duyan ebeveynlerin kırık notlarda da sorumluluğu paylaşması gerekir.
Bu habere yorum yapan ilk siz olun!